<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>HatayAntakya.Net  Resimler Haberler Tarihi Yerler</title>
	<link>http://www.hatayantakya.net</link>
	<description>Antakya Rehberi, Antakya Resimleri</description>
	<pubDate>Thu, 14 Feb 2008 08:36:22 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Yerel Yemekler</title>
		<link>http://www.hatayantakya.net/yerel-yemekler.htm</link>
		<comments>http://www.hatayantakya.net/yerel-yemekler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 14:18:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yemekleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hatayantakya.net/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[Cok yakında&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cok yakında&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hatayantakya.net/yerel-yemekler.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Önemli Gün ve Kutlamalar</title>
		<link>http://www.hatayantakya.net/onemli-gun-ve-kutlamalar.htm</link>
		<comments>http://www.hatayantakya.net/onemli-gun-ve-kutlamalar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 14:09:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kutlamalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hatayantakya.net/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[Mahalli Kutlama Adı : Saint Pierre Ayini (Hıristiyanlık alemi için çok önemlidir)
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Antakya
Kutlama Tarihi : 25 Aralık - 1 Ocak
Süre : 7 Gün
Mahalli Kutlama Adı : Noel Bayramı
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Antakya - Samandağ - Altınözü - İskenderun
Kutlama Tarihi : 25 Aralık - 1 Ocak
Süre : 7 Gün
Mahalli Kutlama Adı : Paskalya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mahalli Kutlama Adı : Saint Pierre Ayini (Hıristiyanlık alemi için çok önemlidir)<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Antakya<br />
Kutlama Tarihi : 25 Aralık - 1 Ocak<br />
Süre : 7 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Noel Bayramı<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Antakya - Samandağ - Altınözü - İskenderun<br />
Kutlama Tarihi : 25 Aralık - 1 Ocak<br />
Süre : 7 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Paskalya Yortusu<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Antakya - Samandağ - Altınözü - İskenderun<br />
Kutlama Tarihi : Nisan 2. Haftası<br />
Süre : 7 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Antakya Uluslararası Turizm, Kültür ve Sanat Festivali<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Antakya<br />
Başladığı İlk Tarih : 1985<br />
Kutlama Tarihi : 20 -23 Temmuz<br />
Süre : 4 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : İskenderun Uluslararası Kültür Festivali<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : İskenderun<br />
Başladığı İlk Tarih : 1981<br />
Kutlama Tarihi : 5 - 9 Temmuz<br />
Süre : 5 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Kırıkhan Belediyesi Kavun Festivali<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Kırıkhan<br />
Başladığı İlk Tarih : 1988<br />
Kutlama Tarihi : 15 - 16 Temmuz<br />
Süre : 2 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Şenköy Kültür ve Sanat Festivali<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Şenköy<br />
Başladığı İlk Tarih : 2001<br />
Kutlama Tarihi : 9 Eylül<br />
Süre : 1 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Karlısu ve Aba Güreşleri Festivali<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Karlısu - Altınözü<br />
Başladığı İlk Tarih : 2001<br />
Kutlama Tarihi : 23 Eylül<br />
Süre : 1 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Yayladağı Kültür ve Sanat Festivali<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Yayladağı<br />
Başladığı İlk Tarih : 1999<br />
Kutlama Tarihi : 12 - 13 Ağustos<br />
Süre : 2 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Tavla Belediyesi Kültür ve Sanat Şenliği<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Tavla - Samandağ<br />
Başladığı İlk Tarih : 1994<br />
Kutlama Tarihi : 30 - 31 Ağustos - 1 Eylül<br />
Süre : 3 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Serinyol Halk Kültür ve Sanat Şenliği<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Serinyol - Antakya<br />
Başladığı İlk Tarih : 1996<br />
Kutlama Tarihi : 26 - 28 Haziran<br />
Süre : 3 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Nevruz Bayramı<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Antakya<br />
Başladığı İlk Tarih : 2001<br />
Kutlama Tarihi : 21 Mart<br />
Süre : 1 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Hıdrellez Bayramı<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Antakya<br />
Başladığı İlk Tarih : 2001<br />
Kutlama Tarihi : 6 Mayıs<br />
Süre : 1 Gün</p>
<p>Mahalli Kutlama Adı : Altınkaya Mahalli Aba Güreşleri<br />
Kutlamanın Yapıldığı Yer : Altınkaya – Altınözü<br />
Başladığı İlk Tarih : 2001<br />
Kutlama Tarihi : 26 Ağustos<br />
Süre : 1 Gün</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hatayantakya.net/onemli-gun-ve-kutlamalar.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hatay, adım başı tarihtir</title>
		<link>http://www.hatayantakya.net/hatay-adim-basi-tarihtir.htm</link>
		<comments>http://www.hatayantakya.net/hatay-adim-basi-tarihtir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 14:08:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>

		<category><![CDATA[efsaneler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hatayantakya.net/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[Hatay, adım başı tarihtir.
Antakya bu tarihin önsözü, başlangıcı sayılır. Ne zaman kurulmuş Antakya şehri. Tarih kitapları, efsanelerle dolu bu şehrin kuruluşunu şöyle anlatır:
Makendonya kralı Büyük İskender&#8217;in ölümünden sonra, O&#8217;nun şöhretli generallerinden Antiokos oğlu Selefkos, bir devlet kurmak üzere, bugünkü Hatay iline gelmiş, devletin başkenti için münasip bir yer aramaya başlamıştı. Her taraf güzeldi, bir türlü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hatay, adım başı tarihtir.</p>
<p>Antakya bu tarihin önsözü, başlangıcı sayılır. Ne zaman kurulmuş Antakya şehri. Tarih kitapları, efsanelerle dolu bu şehrin kuruluşunu şöyle anlatır:<br />
Makendonya kralı Büyük İskender&#8217;in ölümünden sonra, O&#8217;nun şöhretli generallerinden Antiokos oğlu Selefkos, bir devlet kurmak üzere, bugünkü Hatay iline gelmiş, devletin başkenti için münasip bir yer aramaya başlamıştı. Her taraf güzeldi, bir türlü karar veremeyince İlahların ilahı Zeus&#8217;e dua ederek, bir mucizeyle şehrin yerini seçmesini dilemişti. Tam kurbanını kesip, mabede bıraktığı sırada, gökyüzünden bir kartal ağmış, kurbanın bir parçasını kaparak, deniz kenarına bırakmıştı. Kartal tekrar gelmiş, bu sefer de kurbanın geri kalan büyük parçasını pençelerine takmış, havalanarak onu da Silpios dağının eteklerine, Orante yani bugünkü &#8220;Asi&#8221; nehrinin sol kıyısına götürmüştü. Selefkos, kartalın ilahı Zeus tarafından gönderildiğine hükmederek, önce deniz kenarında bir liman, sonra da asi nehrinin sol kıyısına başkentini yapmaya karar vermiş ve kısa zamanda şehrin inşaatını tamamlatmıştı. Milattan önce 300 yılının 22 mayısında şehir törenle halka açılmıştı. Selefkos bu yeni şehre, babasının adına izafeten Antiohia demiş, bu ad zamanla Antakya olmuştu.<br />
Antakya şehri, zamanla büyümüş, gelişmiş, Romalılar devrinde, Güney&#8217;in en zengin şehirleri arasında yer almış, Bizanslıların önemli bir dini merkezi olarak tanınmıştı. Daha sonra, sırasıyla Abbasilerin, Selçukluların, Haçlıların, son olarak da Osmanlıların eline geçen şehir, her devirde, bir destanla süslenmiş, her yapılan eser, bir efsaneyi de peşinden sürüklemiş, her yapılan eser, bir efsaneyi de peşinden sürüklemişti. Örneğin, Antakya&#8217;daki Habib Neccar Camii, Antakya&#8217;nın ilk olarak İslam orduları tarafından fethinin efsaneleri ile yüklüdür. Şöyle ki:</p>
<p>Bir efsane daha:<br />
Peygamberin sevgili halifesi Hz. Ömer, Diyar-ı Rûm denilen ve o zaman hıristiyanların elinde bulunan Anadolu&#8217;yu fethetmek, İslamlaştırmak için kol kol ordular salar. Bu ordulardan biri Ebu Übeyde bir Cerrah&#8217;ın kumandasında, Antakya üzerine yürür. Düşman güçlü, arazi, sarp. İslam orduları, cih&#8217;d heyecanı ve şahadet aşkıyla düşmanı izlemekte, kaleler zaptetmektedir. Ebu Übeyde&#8217;nin, Habib Neccar adında yiğit bir bayraktarı vardır. Savaşın en kızgın, en çetin anlarında, Habib Neccar, bir elinde sancağı şerif, diğer elinde kılıcıyla ön saflarda kıyasıya vuruşur. Kumandan ne zaman : &#8220;Yetiş ya Habib&#8221; derse, canını dişine takar, düşman saflarını yararak öne geçer, askere şevk ve heyecan verir. İşte böyle bir gün, Antakya yakınlarındaki Nur dağları üzerinde savaşılmaktadır. Düşman bir tepeyi tutmuş, bırakmaz da bırakmaz. Ebu Übeyde çaresiz kalır, son ümit bayraktarındadır. Savaşın kızgın bir anında, yine: &#8220;Yetiş ya Habib!&#8221; diye haykırır. Habib : &#8220;yallah!&#8221; diyerek tepeyi bir anda tırmanır, düşman saflarını yararak sancağı en yüksek zirveye diker. Diker ama , üzerine çullanan düşman askerleri bir kılıç darbesiyle başını gövdesinden ayırıverirler. Bu sırada galeyana gelen İslam ordusu tepeye yıldırım gibi iner. Habib Neccar&#8217;ın başsız gövdesiyle karşılaşırlar. Geri çekilen düşman, Habib&#8217;in başını bir sırığa saplayarak götürür, ibret olsun diye Antakya kalesinin en yüksek burcuna dikerler.<br />
İslam orduları, birkaç gün sonra, Antakya&#8217;yı da kuşatırlar. Savaşın kızıştığı bir sırada kale burcundaki Habib&#8217;in kesik başından sesler gelmeye başlar:</p>
<p>- Kardeşlerim, yiğitlerim, ben buradayım. Sağdan hücum edin, sola koşun.<br />
Kesik baştan gelen sesleri işiten İslamlar heyecanla ileri atılırlar, düşman askerleriyse paniğe kapılır. Kale birkaç saat içinde zaptedilir, halkı, vergiye bağlanır.<br />
Kumandan Ebu Übeyde, şehit Habib&#8217;inin kesik başını defneder, üzerine türbe, yanına da cami yaptırır. Gövdesi Nurdağlarında ayrı bir mezara konur.<br />
İşte Antakya&#8217;da, bugün herkesin bildiği Habib Neccar Camiinin efsaneleşmiş destanı.<br />
Camiinin bitişiğindeki Habib Neccar&#8217;ın yer altı mezarı bugün ziyaret edilir, okunan Fatiha&#8217;lardan sonra bu kahramanlık destanı hafızalarda bir kere daha tazelenir.</p>
<p>Eyliya Çelebi&#8217;nin diliyle : Bizim tok sözlü, tatlı dilli seyyahımız Evliya Çelebi, iki yüz kırk yıl önce Antakya&#8217;ya geldiği zaman Habib Neccar Türbesini de ziyaret etmiş, ona ait çeşitli efsaneler eserinde toplamıştır. Evliya Çelebi&#8217;ye göre, Habib Neccar, İsa Peygamber zamanında yaşamış ve Ona iman etmiş İsa gibi mucizeler göstermiş, daha sonra da, puta tapanlar tarafından başı kesilerek öldürülmüştür. Evliya Çelebi&#8217;nin bir ifadesine göre de Antakya Kal&#8217;ası, İstanbul Kal&#8217;asından sonra en büyük kal&#8217;alardan biridir. Seyahatnamesinde bunu şöyle anlatır:<br />
&#8220;Antakya Kal&#8217;ası duvarlarının ve burçlarının yüksekliği başka bir yerde görmedim. Doğu yönündeki dağlar üzerine oturan duvarları 80 arşın yüksekliğindedir. Asi nehri kıyılarındaki duvarlar ise yalınkat, 20 arşındır. Kal&#8217;anın yapıldığı taşların her biri birer fil gövdesi kadardır. Büyük usta Ferhat, taşları baltasıyla birbirine öyle yanaştırmış ki, tek bir kaya sanırsınız&#8230;&#8221;<br />
Antakya&#8217;nın çevresi de tarihî kalıntılarla doludur. Bunlardan biri de İskenderun- Payas demiryolu üzerinde&#8230; Eski İskenderun Şehrinin giriş kapısı kalıntılarından olan bir sütûna &#8220;Yunus direği&#8221; derler. Söylentilere göre, kavminin zulmünden bir deniz kenarına kaçan ve bir balık tarafından yutulan Yunus Peygamberi, balık burada kusmuş. Yunus Peygamber de bu sütunun üzerinde halka seslenmiş, onları Allah yoluna çağırmış.<br />
Bir zamanlar deniz kızlarının karaya vurduğu ve bir şehir kurdukları söylenen Arsuz harabeleri, ayrıca güneyindeki sütûnlu limanlar, adım başı efsane doludur.<br />
Tarihte çeşitli olaylara sahne olan Antakya, 1516 yılı Mercidabık Savaşı&#8217;ndan sonra, Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmış, bir sancak merkezi olarak uzun yıllar idare edilmiştir. Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra, düşman işgaline uğrayan Antakya, Millî Mücadele sırasında 20 Ekim 1921 Ankara Anlaşması ile İskenderun Sancağı içinde özerk bir idareye kavuşmuş, Türkiye - Fransız arasında yapılan uzun görüşmeler sonucu, 1938 yılında kurulan Hatay Devletinin içinde yer almış, 11 Temmuz 1939 günü de anavatan Türkiye&#8217;ye katılmış, böylece Hatay ilimizin merkezi olmuştur.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hatayantakya.net/hatay-adim-basi-tarihtir.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İlçelerimiz</title>
		<link>http://www.hatayantakya.net/ilcelerimiz.htm</link>
		<comments>http://www.hatayantakya.net/ilcelerimiz.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 14:06:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İlçelerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hatayantakya.net/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[Altınözü:Belen:
Dörtyol:
Erzin:
Hassa:
İskenderun:
Kırıkhan:
Kumlu:
Reyhanlı:
Samandağ:
Yayladağı:
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Altınözü:</strong><strong>Belen:</strong></p>
<p><strong>Dörtyol:</strong></p>
<p><strong>Erzin:</strong></p>
<p><strong>Hassa:</strong></p>
<p><strong>İskenderun:</strong></p>
<p><strong>Kırıkhan:</strong></p>
<p><strong>Kumlu:</strong></p>
<p><strong>Reyhanlı:</strong></p>
<p><strong>Samandağ:</strong></p>
<p><strong>Yayladağı:</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hatayantakya.net/ilcelerimiz.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Harbiye (Defne)</title>
		<link>http://www.hatayantakya.net/harbiye-defne.htm</link>
		<comments>http://www.hatayantakya.net/harbiye-defne.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 14:04:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarihi Yerleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hatayantakya.net/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[Harbiye (Defne)
Harbiye, il merkezine 7 km. mesafede olup, Yayladağı ilçesi üzerinden Suriye ve dolayısıyla Ortadoğu’ya bağlayan E-91 karayolu üzerinde bulunmaktadır. Suriye hududuna 55 km mesafededir. Harbiye belediye teşkilatı Hatay’ın Anavatana katılış tarihi olan 1939 yılında kurulmuş bir beldedir. Ayrıca Harbiye, tarihi Daphne olarak adını tüm dünyaya duyurmuştur. Yalnız Hatay’ın değil, belki de Güney Anadolu bölgemizin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Harbiye (Defne)</p>
<p>Harbiye, il merkezine 7 km. mesafede olup, Yayladağı ilçesi üzerinden Suriye ve dolayısıyla Ortadoğu’ya bağlayan E-91 karayolu üzerinde bulunmaktadır. Suriye hududuna 55 km mesafededir. Harbiye belediye teşkilatı Hatay’ın Anavatana katılış tarihi olan 1939 yılında kurulmuş bir beldedir. Ayrıca Harbiye, tarihi Daphne olarak adını tüm dünyaya duyurmuştur. Yalnız Hatay’ın değil, belki de Güney Anadolu bölgemizin en şirin ve en seçkin yerlerinin başında gelmektedir. Konumu itibari ile Ortadoğu’yu Türkiye’ye bağlayan yol üstünde bulunduğundan bu ülkelerden gelen turistlerin hem uğrak yeri, aynı zamanda konaklama ve eğlence yeri olmakla birlikte bölgenin en güzel piknik yeridir. Her taraf yeşillik ve bol suları ile adeta cenneti andırır. Bir defa gelenin kolay kolay ayrılmayacağı ve tekrar gelmesi için güzellikleri ile ona davetiye sunar.</p>
<p>Her türlü sebze ve meyvelerin bol yetiştiği Harbiye, son yıllarda Ortadoğu ülkeleri olmak üzere gittikçe artan turist akınına uğramaktadır. Lokantaları, turistik otelleri, pansiyonları ve eğlence yerleri büyük bir gelişme göstermiştir. Çok sayıda aile tipi pansiyon mevcut olup, 2 tanesi işletme belgeli olmak üzere 5 adet oteli bulunmaktadır. Yaz aylarında otel ve pansiyonların haricinde halkın bir kısmı, yabancı turistlere evlerinin bir bölümünü kiraya vererek artan turist potansiyelini karşılamaya çalışmaktadır. Konaklama ve yeme-içme tesislerinin haricinde Harbiye şellaleler bölgesinde yazlık olarak yeşillikler ve çağlayanlar arasında yeme-içme tesisleri mevcuttur.</p>
<p>Harbiye el sanatları bakımından da adını tüm Türkiye’ye duyurmuştur. Heykelcilik bir hayli ileri durumdadır. Hakan Turizm Bakanlığının bir çok siparişleri buradan karşılanmaktadır. El tezgahlarında üretilen ipekçilik tüm Türkiye’de kabul görmüştür. Turistik eşya üretimi ve sap örmeciliği ile Türkiye çapında önemli bir pazara sahiptir.</p>
<p>DAPHNE (Harbiye) EFSANESİ</p>
<p>Zeus’un oğlu Işık Tanrısı Apollon, ırmak kenarında genç ve güzel bir kız görür. Bu eşsiz güzelin adı Defne’dir. Apollon’un içinde arzular uyandırır. Onunla konuşmak ister. Fakat Defne, Işık Tanrısı’nın içinden geçenleri anlamıştır. Kaçmaya başlar. O kaçar, Apollon kovalar. Çapkın Tanrı bir taraftan “kaçma seni seviyorum” diye bağırır. Defne ise Tanrılarla sevişen kadınların başlarına neler geldiğini bildiği için korkuya kapılır ve kaçmaya devam eder. Apollon’a gelince, bu güzel periyi mutlaka yakalamak istemektedir. Aralarındaki mesafe gittikçe kısalır ve bir an gelir ki Defne, Apollon’un sıcak nefesini saçlarının arasında duyar. Artık kurtuluş imkanı kalmadığını anlayan Defne, birden durur ve ayağı ile toprağı kazıyarak şöyle bağırır:<br />
-“Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru.”</p>
<p>Bu içten yalvarış üzerine Defne organlarının ağırlaştığını, odunlaştığını hisseder. Olgun göğsünü gri bir kabuk kaplar, kokulu saçları yapraklara dönüşür, kolları dallar halinde uzar, körpe ayakları kök olup toprağın derinliklerine dalar, bir defne ağacı oluverir.</p>
<p>Bu manzara karşısında şaşıran Apollon, Defne’nin ağaç oluşunu hayret ve üzüntü ile seyreder. Sonra da sarılır ve sert kabukları altında hala çarpmakta olan kalbinin sesini duyar ve şöyle seslenir:</p>
<p>-“Defne, bundan sonra sen, Apollon’un kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların, başımın çelengi olacak. Değerli kahramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar, hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler. Şarkılarda, şiirlerde adımız yanyana geçecek.</p>
<p>Bu tatlı sözler üzerine Defne, dallarını eğerek Apollon’u saygı ile selamlar.</p>
<p>İşte bu öykünün geçtiği yer bugünkü Harbiye’dir.</p>
<p>Apallon teessür ve heyecan içinde o ağacı amblem olarak aldı ve parlak yapraklarından başına bir taç yaptı. İşte o zamandan beri şiir ve silah zaferi Defne dalı ile ödüllendirilir ve Defne’nin gözyaşları bugün hala Harbiye’de şelaleler meydana getiriyor.</strong></p>
<p><img src="http://www.kenthaber.com/Resimler/2005/11/24/00063971.jpg" alt="harbiye" height="326" width="300" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hatayantakya.net/harbiye-defne.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kaya Mezarı ve Beşikli Mağara</title>
		<link>http://www.hatayantakya.net/kaya-mezari-ve-besikli-magara.htm</link>
		<comments>http://www.hatayantakya.net/kaya-mezari-ve-besikli-magara.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 14:02:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarihi Yerleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hatayantakya.net/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[ 
Titus tünelininin yakınındadır. Yolu tünelin girişinden ayrılır. Geniş alana yayılan mezarlık, kayalık yamaçlara oyularak yapılmıştır. Mezarlarda Romalılara ait 12 adet Kral mezarı bulunmuştur. Kral ailesine ait mezarların yanı sıra halka ait olanlarda vardır. Nekrepolun hemen yukarısında o dönemde resmi daire olarak kullanılan çalışma odalarının kalıntıları mevcuttur.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> <img src="http://www.narinhotel.com/images/muze33.jpg" alt="beşikli mağaralar" height="318" width="500" /></strong></p>
<p><strong>Titus tünelininin yakınındadır. Yolu tünelin girişinden ayrılır. Geniş alana yayılan mezarlık, kayalık yamaçlara oyularak yapılmıştır. Mezarlarda Romalılara ait 12 adet Kral mezarı bulunmuştur. Kral ailesine ait mezarların yanı sıra halka ait olanlarda vardır. Nekrepolun hemen yukarısında o dönemde resmi daire olarak kullanılan çalışma odalarının kalıntıları mevcuttur.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hatayantakya.net/kaya-mezari-ve-besikli-magara.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Antakya Kalesi ve Surlar</title>
		<link>http://www.hatayantakya.net/antakya-kalesi-ve-surlar.htm</link>
		<comments>http://www.hatayantakya.net/antakya-kalesi-ve-surlar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 14:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarihi Yerleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hatayantakya.net/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[

İstanbul surlarından sonra yurdumuzda en uzun surları oluşturmaktadır.
Antik kenti çevreleyen duvarlar Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yapılmıştır. Surlar, Silpius (Habib-i Neccar) Dağı’ndan Orontes (Asi) Irmağına kadar uzanıyordu. Evliya Çelebi 44.000 adım uzunluğundaki duvarların büyük blok taşlarla örüldüğünü, çok sağlam ve sık mazgallı olduğunu, 70-80 adımda bir burç bulunduğunu yazmaktadır. Buna göre duvarlar 30.000 metre uzunluğundaydı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img src="http://www.hatay.gov.tr/images/muzeoren16.jpg" alt="antakya surları" height="194" width="180" /><br />
</strong></p>
<p><strong>İstanbul surlarından sonra yurdumuzda en uzun surları oluşturmaktadır.</p>
<p>Antik kenti çevreleyen duvarlar Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yapılmıştır. Surlar, Silpius (Habib-i Neccar) Dağı’ndan Orontes (Asi) Irmağına kadar uzanıyordu. Evliya Çelebi 44.000 adım uzunluğundaki duvarların büyük blok taşlarla örüldüğünü, çok sağlam ve sık mazgallı olduğunu, 70-80 adımda bir burç bulunduğunu yazmaktadır. Buna göre duvarlar 30.000 metre uzunluğundaydı ve 360 burçla desteklenmişti. Burçlar 5 katlıydı. Tepedeki iç kaleyi IV. yy.da Bizans İmparatoru Nikefhoros Fokas yaptırmıştır, ancak çok yıkıktır. Surların Habib-i Neccar Dağı yamaçlarındaki bölümü sağlamdır.</p>
<p>DEMİRKAPI</p>
<p>Kent surlarındaki 4 kapıdan en büyüğü olup, Halep kapısı da denilmektedir. VI. yy’da Justinianus döneminde sellerin akışını kontrol etmek için yapılmıştır. Günümüzde hala sağlam olarak ayakta durmaktadır.</p>
<p>TRAJAN SU KEMERLERİ</p>
<p>II. yy.da Roma İmparatoru Trajan tarafından Harbiye’den (Daphne) kente su getirilmesi amacıyla yaptırılmıştı. 9 km. uzunluğunda olan bu kemerlerin bir bölümü ayaktadır. Bir kısmı Antakya –Harbiye arasında, bir kısmı da Antakya Devlet Hastanesi yakınındadır. Halk dilinde Memekli Köprü olarak anılmaktadır. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hatayantakya.net/antakya-kalesi-ve-surlar.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çevlik’in (Seleukeia Pieria) Tarihçesi (Titüs Tüneli)</title>
		<link>http://www.hatayantakya.net/cevlik%e2%80%99in-seleukeia-pieria-tarihcesi-titus-tuneli.htm</link>
		<comments>http://www.hatayantakya.net/cevlik%e2%80%99in-seleukeia-pieria-tarihcesi-titus-tuneli.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 13:58:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarihi Yerleri]]></category>

		<category><![CDATA[titüs tüneli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hatayantakya.net/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[

Antakya’nın 35 km. batısında, Musa Dağı’nın güneyinde kurulmuş antik bir kenttir. Bu bölgede ilk iskan M.Ö. 4500 yıllarına kadar iner. Bütün dünyaca bilinen tarihi Seleukoslarla başlar. Büyük İskender’in ölümünden sonra generalleri arasında paylaşılan ve burayı da içine alan topraklar Seleucus’a kalır. Seleukoslar merkezleri Babil olmasına rağmen buradan Akdeniz’e hükmetmek istiyorlardı. Bunun güçlüğünü anlayan imparator önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img src="http://sad.org.tr/sahilkesif/images/stories/expedition_picture/Antakya/DSCF0318.jpg" height="641" width="482" /><br />
</strong></p>
<p><strong>Antakya’nın 35 km. batısında, Musa Dağı’nın güneyinde kurulmuş antik bir kenttir. Bu bölgede ilk iskan M.Ö. 4500 yıllarına kadar iner. Bütün dünyaca bilinen tarihi Seleukoslarla başlar. Büyük İskender’in ölümünden sonra generalleri arasında paylaşılan ve burayı da içine alan topraklar Seleucus’a kalır. Seleukoslar merkezleri Babil olmasına rağmen buradan Akdeniz’e hükmetmek istiyorlardı. Bunun güçlüğünü anlayan imparator önce burayı devletinin başkenti yapmayı düşünürdü. Ancak her an denizden gelecek saldırıya uğraması mümkün ve savunması güç olan bu şehri başkent yapmaktan vazgeçerek Antakya’ya yöneldi.</p>
<p>Roma egemenliğine geçtiğinde de önemi daha da artmıştır. Daha sonra Bizans hakimiyetine geçmiştir. Bu dönemde liman eski önemini kaybetmiştir.</p>
<p>Seleukeia Pieria şehri aşağı ve yukarı olmak üzere iki kısımdan kurulmuştur. Yukarı şehir deniz seviyesinden 300 metre yüksekliktedir. Burada büyük malikaneler, mabetler ve resmi binalar bulunmaktadır. Aşağı Şehir,liman ve çevresinde kurulmuştur. Aynı zamanda burada büyük bir hamam ve küçük bir tiyatro bulunmaktadır.</p>
<p>Şehrin çarşı ve El-Mina ismini taşıyan iki kapısı bulunmaktadır. Şehrin tamamın bir surla çevrilidir.</p>
<p>Buradaki buluntular:</p>
<p>Titüs Vespasianus Tüneli, Beşikli Mağara ve Dor Mabedi. TİTUS (VESPASİANUS) TÜNELİ</p>
<p>Samandağ ın 5 Km. kuzeyinde denize hakim yamaçlarda M.Ö. 300 yıllarında Seleuykos Nikator tarafından kurulan ve kurucusunun adı ile anılan şehirdir. Şehrin, dağın hemen bitiminde , dağdan gelen derelerin ağzında bir iç limanı vardı. Sellerin bu limanı Doldurması tehlikesi ortaya çıkınca imparator Vespasianus zamanında dağ delinerek bir tünel açılması kararlaştırıldı tünel Titus zamanında tamamlandı ve derenin önü bir duvarla kapatılarak sel suları , yüksekliği 7 mt. genişliği 6 mt olan bu tünel vasıtası ile uzaklara akıtıldı , böylece limanın dolması engellenmiş oldu. 130 mt si tünel , kalanı açık kanal halinde olan tünelin uzunluğu girişten Çevliğe kadar 1380 mt. dir</p>
<p>Tünelin deniz tarafındaki girişine göre sağ tarafta , 100 Mt. kadar uzaklıkta kaya mezarları vardır burada kayalara oyulmuş mağaraların içinde bulunan çok sayıda mezarın en çok ilgi çekeni , çukurun tabanındaki geniş mağaradır. içinde çok sayıda mezar bulunan bu mağara diğerlerinden farklı yapılmış yüksek ve gösterişli bir mezar yüzünden halk arasından &#8221;Beşikli Mağara&#8221; olarak anılmaktadır</p>
<p>Antik şehrin yerleşim yerinin yukarı kısımlarında tapınak kalıntılarına da rastlanır , bunlardan başka , Mağaracık köyü civarında da çok sayıda mağara vardır.</p>
<p>KAYA MEZARLARI</p>
<p>Vespasianus-Titus tünelinin yakınındadır. Roma dönemine ait olan ve kalker oyulmuş 12 kaya oyulmuş 12 kaya mezarı vardır. Bunlardan Beşikli Mağara adıyla anılan mezarın bulunduğu mağara en geniş ve en ünlüsüdür. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hatayantakya.net/cevlik%e2%80%99in-seleukeia-pieria-tarihcesi-titus-tuneli.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ulu Camii</title>
		<link>http://www.hatayantakya.net/ulu-camii.htm</link>
		<comments>http://www.hatayantakya.net/ulu-camii.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 13:56:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarihi Yerleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hatayantakya.net/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[
Köprü yakınında bulunan ve yapıldığı dönem itibariyle Antakya’nın en eski camisi olan Ulu Cami’nin Memluk dönemi eseri olduğu sanılmaktadır. Kitabelerden, caminin ve minaresinin çeşitli dönemlerde tamir edildiği anlaşılmaktadır.
Antakya’da bunlardan başka Mahremliye Camii ( girişindeki tünel ve mihrap etrafındaki sütünceler ile ilgi çekicidir). Nakip Camii,Yeni Camii,Civelek Camii,Meydan Camii ( Giriş kapısı minarenin altındadır.
Şeyh Ali Camii gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.antikbeyazitoteli.com/images/hatay/tarihkultur6.jpg" alt="hatay, ulu cami" height="163" width="230" /></p>
<p>Köprü yakınında bulunan ve yapıldığı dönem itibariyle Antakya’nın en eski camisi olan Ulu Cami’nin Memluk dönemi eseri olduğu sanılmaktadır. Kitabelerden, caminin ve minaresinin çeşitli dönemlerde tamir edildiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Antakya’da bunlardan başka Mahremliye Camii ( girişindeki tünel ve mihrap etrafındaki sütünceler ile ilgi çekicidir). Nakip Camii,Yeni Camii,Civelek Camii,Meydan Camii ( Giriş kapısı minarenin altındadır.</p>
<p>Şeyh Ali Camii gibi hepsi de Osmanlı dönemi eseri olan camiler vardır. Bunlar kubbeli ve ahşap çatılı olmak üzere iki ayrı tipte inşa edilmişlerdir. Camilerde bazıları kalın gövdeli ve şapkalı, bazıları ince gövdeli, şerefeli ve külahlı olmak üzere iki tip minare dikkati çeker.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hatayantakya.net/ulu-camii.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hatay Arkeoloji Müzesi</title>
		<link>http://www.hatayantakya.net/hatay-arkeoloji-muzesi.htm</link>
		<comments>http://www.hatayantakya.net/hatay-arkeoloji-muzesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 13:55:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarihi Yerleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hatayantakya.net/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[
Antakya’da Cumhuriyet Alanı’nda, Asi ırmağı kenarında ve köprü yakınındadır. Hatay’da bilimsel kazı çalışmaları 1932 yılında başlamıştır. Çalışmaların ilk yıllarında çeşitli ve kıymeti büyük olan tarihi eserlere rastlanması bir müze kurulması fikrini doğurmuştur. O yıllarda Fransız idaresinde bulunan Hatay’da M. Mişel Booşer tarafından hazırlanan bir proje ile çıkan eserlere göre bir müze hazırlanmıştır. 1939 yılında tamamlanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.antakyarehberi.com/tarih/mozaik/mozaik1.jpg" alt="arkeoloji müzesi" height="535" width="467" /><br />
Antakya’da Cumhuriyet Alanı’nda, Asi ırmağı kenarında ve köprü yakınındadır. Hatay’da bilimsel kazı çalışmaları 1932 yılında başlamıştır. Çalışmaların ilk yıllarında çeşitli ve kıymeti büyük olan tarihi eserlere rastlanması bir müze kurulması fikrini doğurmuştur. O yıllarda Fransız idaresinde bulunan Hatay’da M. Mişel Booşer tarafından hazırlanan bir proje ile çıkan eserlere göre bir müze hazırlanmıştır. 1939 yılında tamamlanan müzede 3 ayrı bilim heyetinin yaptığı hafriyatlar sonucunda çıkan eserler toplanmıştır.</p>
<p>Mozaik müzesi olarak planlanan binanın yapımına 1934 yılında başlanmış, Hatay Devleti zamanında tamamlanmış, düzenlemesi uzun sürdüğünden 23 Temmuz 1948’de Hatay’ın Kurtuluş Bayramı’nda ziyarete açılmıştır. Müzenin genişletilebilmesi için yapılan ek inşaat 1974’te tamamlanmıştır. Hitit, Helenistik ,Roma ve Bizans dönemlerine ait olan ve Harbiye, Antakya, Atçana , Seleukeia Pieria ile İskenderun’da bulunmuş eserlerin sergilendiği müze mozaik koleksiyonlarının zenginliği yönünden dünyada ikinci sırayı almaktadır.</p>
<p>Müzede. 18.100 parça arkeolojik eser, 1.050 etnografik eser, 13.820 sikke, 1.347 mühür olmak üzere toplam 34.317 eser bulunmaktadır.</p>
<p>1999 yılı sonu itibariyle müze ve ören yerlerini 103.233’ü yerli. 14.476’sı yabancı toplam 117.709 kişi ziyaret etmiştir. Toplam 21 milyar 498 milyon TL gelir sağlanmıştır.</p>
<p>Müzedeki mozaikler, Bizans ve Roma dönemlerini kapsayıp. Mitolojik olaylar ve kişiler sembolize edilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hatayantakya.net/hatay-arkeoloji-muzesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
